Enerjiye sahip olmak

Yaşamak önce nefes almak vermektir. Doğada her canlı nefes alıp verir. Zaten nefes almayanlara cansız varlıklar diyoruz. Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir. Bu alıştırmayı, gün boyunca yapabilirsiniz: Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyaya sevgi, huzur ve uyum enerjisi yollar. Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir. Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklerle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. Benim en olumlu cümlem mesela sevginin sonsuz olmasıdır. Sevgiyi karşılıksız vermeyi   travestiler den öğrendim ve iyi ki öğrendim onların tabi tüm travesti bireylerin dünyaya bakışı kadar güzel bir bakış görmedim iyi ki varsınız. Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın. Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin. Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır. Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir. Sevgilerimle iclal.

Polisiye romandan fırladık

Sokaklar uzun paltolu ve şapkalı insanlarla dolmaya başladı. Anladığım kadarıyla bu yılın trendi özel dedektif olmak. Bizim ülkemizde olmamasına rağmen hemen hemen hepimiz Amerikan filmlerinde bu şekilde giyinen özel dedektifleri seyretmiş kıyafetlerine hayretle bakmışızdır. Milano bu modayla haşir neşir olmuşken ben Ülkemizde bu modanın tutmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım bakınsanıza bizim travesti kızlar bile almış birer uzun palto ve ona uygun şapka. Gerçi biz kadınlar dedektiflik oynamaya bayılırız bakınsanıza etrafınıza sevgilisini takip edenler, telefonunu gizlice karıştıranlar hepsi birer dedektif adayı. Ben de birazcık meraklıyım sanki araştırmadan duramıyorum ama bazı kadınların araştırma kabiliyetlerini, bulduklarını, sonuçlarını gördükçe ürküyorum. Bizi bu hale erkek milleti getirdi, yoksa biz böyle değildik. Şüphe, kuşku ve söylediğiniz yalanların çarşaf çarşaf sosyal medyada afişe edilmesi ihtimalini düşünmediğiniz için, bunu gören kadın ne yapsın gözümle görüp, kulağımla duymadan inanmam felsefesi ile kendini aştı. Çok şükür bugün ‘gel ofis açalım’ desem elimi sallasam ellisi diyebileceğim potansiyel dedektif adayı var. Ama ben travestilerin eline bu konuda su dökecek kimseyi tanımıyorum. Evet Ankara, İzmir’de kendini geliştiriyor ama dediğim gibi birinci sıra her zaman İstanbul travestilerinin oluyor. Uzun paltolar, fötr şapka ve deri eldiven bu kış gardırobunuza girmesi gereken hatta var olanların sık sık kullanacağı parçalar olacak. Oversize dediğimiz geniş kalıplar, dar kesim klasik modeller ve kruvaze modeli çift düğmeli fit kesim paltoların renk renk her vitrinde göreceksiniz. Önümüzdeki birkaç kış sezonu da yerini koruyacağı için rahatlıkla farklı renklerini ve modellerini tercih edebilirsiniz. Bu kış biraz daha klasiğin dışına çıkıp siyah, gri, bej kabanların yerini rengarenk kabanlar alıyor. Bu renkten kaban olmaz dediğiniz renkler görüyoruz vitrinlerde ama kış aylarında simsiyah giyinsek bile renkli bir kaban ve aksesuarlar ile tüm havamızı değiştirebiliyoruz.  Bence siyah, taba, kahverengi, bordo ve koyu yeşil en ideal ve kullanışlı olan renkler. Şapka modası için uzun paltoya ihtiyacınız yok, kısa deri ceketler, blazer ceketler ve sadece kazaklar ile de kombin yapabilirsiniz. Söylemeden geçemeyeceğim benim tercihim bu sene siyah deri eldivenlerden yana, onları her şeyle kombin yapmaya bayılıyorum. Eldivensiz çıkmam ağabey sevgilerimle iclal.

Kabuğuna çekil

Her insanın kendini güvende hissetmediği ve kabuğuna çekilerek kendini daha güvende hissetmeyi arzuladığı zamanlar vardır. Kendi güvenlik çemberini oluşturarak tehlikeyi savuşturmak için zaman kazanmaya çalışır insanlar. Bu bana sürekli tehlike anında kabuğuna çekilen bir hayvan olan kaplumbağayı hatırlatır. Çok sert ve de kemiksi bir kabuğun içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü bir sürüngendir kaplumbağa. Oldukça sağlam bir kabuğa sahiptir. Kabuk, onun kendini güvende hissetmesini sağlayan en önemli uzvudur. Ama hayatımızı bir kaplumbağa gibi sürdürmemiz imkansızdır. Mutlaka dış dünyaya başımızı çıkarmak zorundayız. Kabuğuna çekilmek, yeri geldiği zaman yeterli dozda gerçekleştirilmesi gereken bir durumdur fakat dozunu aşan durumlar kişiliği tehdit eden bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle kişinin ne zaman, ne için ve de ne düzeyde geri çekilmesi gerektiğini bilmesi o kişinin kendisi için fark etmesi gereken önemli bilgilerdendir. Başına kötü bir olay geldiğinde kabuğuna çekilmek biraz yalnız kalmak isteyebilirsin. Ama dediğim gibi bu durumu fazla abartmamak gerekir. Kabuğuna çekilerek dünyadan kendini soyutlamak bir tercihtir ama sonucuna katlanılması gereken bir tercihtir. Şimdi sen hayat senin planladığın gibi gitmiyor diye evine mi kapanacaksın yani o güzel travesti bireylerle görüşmeyi mi keseceksin yok canım o kadar da kaplumbağa olduğunu sanmıyorum. Eminim aslında istediğin de bu değil zaten sosyal ve aranan bir insan olmak için can atıyorsun ne olmuş kalbin biraz kırılmışsa hadi sen güçlüsün. Antalya, Bursa, Sakarya, Diyarbakır travestileri yanlış mıyım? Siz de gerçekten acıyı içine gömüp yeni bir deftere sil baştan başlayacak cesaret var. Sadece biraz zamana ihtiyaç duyuyorsunuz o kadar. Bu bir tercih ya da mecburiyet değil ne zaman ne kadar kabuğa çekilmen gerektiğine sen karar vereceksin ama dediğim gibi sakın dozunu kaçırma yoksa bir gün kendine ben ne zaman böyle bir insan oldum demek zorunda kalırsın. Etrafında neler olup bittiği sadece bir süreliğine umurunda olmasın sonrasında bize katılmana ve bizimle olmana ihtiyacımız var tıpkı senin bize ihtiyacın olduğu gibi. Pencerenden baktığında gördüklerine sen karar ver. Sevgilerimle travesti iclal.

İzin verme

İnsanlar hep kan kaybından ölmezmiş, bazen de can kaybından ölür insan. Seksen yaşına geldiğini zannettiğin kişi yirmisinde ölmüştür de bedeni gezer bu dünyada oysa sen onun yaşadığını varsayarsın. Ruhun kanadığında kan damarlarından değil, gözyaşlarından yağmur olur akar bırak silme gözyaşını yaraya tuz basma.

Sen kendine yaparsın en büyük kötülüğü yoksa sen istemedikçe başkaları senin kılına bile dokunamaz. Hiçbir insan size kendinizi kötü hissettiremez siz izin vermedikçe. Siz onun söylediklerinde bir gerçeklik payı bulmadıkça. Sizin zaten kendinizi kötü hissettiren bir yanınız vardır ve o sadece size bu yanınızı gösterir. O halde imzalama izin belgesini kendin için eziyet etmeyi bırak artık. İçini acıtan ne varsa senden çıkmıştır yoksa suçluyu dışarıda aramaya kalkmazdın. Sen kendini küçük gördükçe, beğenmedikçe zayıf yönlerini ortaya çıkarma çabası içine girdikçe senin yaralarını kaşımak için sırada bekleyenler olacaktır. Hiç kimse sizi üzemez, sizi kıramaz, sizi aşağılayamaz, sizi ucuz hissettiremez. Her ne ise o siz zaten hissediyorsunuzdur ve o sadece o hissinizi tetikleyen olabilir siz izin verdiğiniz için. Aynaya doğru bir seyahat yapın şimdi olduğunuz yerde. Tam karşısına geçin ve tam da gözlerinizin içine bakın. Ve sorun o karşınızda tüm muazzamlığıyla duran aynadaki görüntüye… Sorun ona, neden izin vermişsiniz bu düşüşe? Neden korkmuşsunuz, neden çekinmiş, neden eksiltmeyi seçmişsiniz o gücü ve neden yaşamasına izin vermişsiniz o kötü dediğiniz tüm deneyimleri. Karşınızda duran tek yalan söylemeyecek kişi size. Aynada gördüğünüz gerçek size sizin bile bilmediğiniz sırlarınızı fısıldarken, arada kendine güven beni artık örseleme diye bağırıyor. Bırak varsa bir eksin onlar bulsun seni suçlamak için, sen onlara ön ayak olma. Kendini dev aynasında görme tabi ama kendinle yüzleşecek kadar da cesur ol. Ben bunları sadece senin için değil bu yazıyı okuyan tüm travesti bireyler için yazıyorum. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa diye de ayırmıyorum varsa içinizde kendine eziyet eden zaten onlar kendilerini hemen anlayacaklardır. Değerli olmasaydın bir kere dünyaya insan olarak gelmezdin. İnsansan sen yaratılmışların en mükemmelisin. Yaradanın özendiğine sen ne hakla kusur buluyorsun. Sevgilerimle travesti  İclal.

Zerdaçal

Doğu Hindistan’da 2000 yıldan bu yana kullanılmakta olan son zamanlarda batılı tıp bilim adamları tarafından da onaylanmış bir mucize var. Üstelik bizim ülkemizde bolca bulunuyor ve kanserin kesin çaresi o bitkide yer alıyor. Birçok doktor tarafından onaylanan üçlü bir karışım kanseri yüzde yüz yeniyor sıkı durun tarif bende Ege’nin altını zeytinyağı, zerdaçal ve karabiber ama karabiber toz değil çekilmiş olacak. Bu karışımın en önemlisi ise tabiî ki zerdaçal bitkisidir.

Zerdeçalın faydaları saymakla bitmez. Zerdeçal, vücutta enfeksiyonu ve iltihaplanmayı önleyen çok kuvvetli bir maddedir. Zerdeçalın, kolon, prostat, beyin ve göğüs kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünü önlediği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Fareler ile yapılan deneylerde, kanserojen maddeler enjekte edilen farelere aynı zamanda zerdeçal verilmesi durumunda birçok kanser hastalığının tamamen önlendiği ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalara göre, karabiber, zerdeçalın etkisini yüzde iki yüz oranında arttırmaktadır. Maalesef kanser çağımızın en belalı hastalığı haline geldi. Küçücük çocuklar bile bu illet yüzünden hayatını kaybediyor. Oysa bilgi bazen hastalıklar için gerekenin ilaçlar değil doğa olduğunu söylüyor. Ben travesti iclal olarak kedilere baktığımda hastalandıklarında gidip ot yiyerek iyileştiklerine tanık oldum. Kedide olan bu içgüdü biz insanlarda da var ve biz de sadece doğada bulunan bitkilerle her hastalığı tedavi edebiliriz. Dediğim gibi Ege bölgesi bu konuda bir cennet İzmir, Aydın, Manisa, Muğla travestileri çok şanslı bu cennet gibi yerlerde yaşıyorlar ve neredeyse yılın sekiz ayı istedikleri otları bulabiliyorlar. Kanseri önleyen karışımı burada sizlere iletiyorum lütfen not alın.

Çeyrek çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı zeytinyağı, çeyrek çay kaşığından az taze çekilmiş karabiber. Bu üç maddeyi bir fincanda karıştırın. Karışımı sade ya da salatalarınıza, çorbalarınıza, yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Eğer, pişmiş yemeğe koyacaksanız, yemeğin sonuna ekleyin. Bu karışımı günde en az üç kez tüketmelisiniz. Bu karışım kanseri önlediği gibi,  kötü huylu kanser hücrelerini de yok ediyor. Unutmayın doğa doğal bir ecza deposu dünyada her şey biz insanların iyiliği için yerden bitiyor onların değerini ve kıymetini bilenlerden olalım. Sağlıkla kalın travesti iclal.

Bilinçaltı

Bilinçaltı kontrol edilebilir devasa bir kütüphanedir, bilinçaltını kontrol edemeyen, onun kölesi olmaya mahkumdur. Alışkanlıklarımızın, otomatik karar eğilimlerimizin, bir diğer deyişle kişilik çerçevemizin temel dayanağı bilinçaltımızdır. Bilinçaltı doğası gereği, değişime direnç gösterme ile yükümlü, ana rahminden günümüze ona verdiğiniz veya vermeye çalıştığınız olumlu ve olumsuz mesajların kombinasyonundan oluşan, kendinize ve dünyaya baktığınızda birer lens fonksiyonunu gören, size anlam kazandırmanızı sağlayan, devasa bir kütüphanedir. Bizler bilinçaltımızın kölesi durumundayız. Onun inançları doğrultusunda karar verir, hareket ederiz. Bu gerçeğin farkına varan insan sayısı maalesef çok azdır, zira bilinçaltının emirlerini, kendi özgür iradeleri zannetme yanılgısına kapılma eğilimi tercih edilesi daha kolay bir yaşam yöntemidir. Fakat daha fazla mutluluğu ve başarıyı getiren bir yöntem değildir. Kalıcı değişimlerin sağlanmasının tek yolu, bilinçaltındaki söylem kalıplarının, hayallerin, öz inançların, hedef doğrultusunda değiştirilmesi veya alternatif pozitif inançların ağırlık kazanmasını bilinçaltı seviyesinde sağlamaktır. Bir diğer deyişle, bilinçaltının dilinden konuşmak, bireysel gelişim ve değişimin anahtarıdır. Mesela alışkanlıklarımızı tamamen bilinçaltımız yönetir. Alışkanlıklarımızdan vazgeçmeye çalışma bir nevi bilinçaltında oluşmuş emirlere karşı koymaktır. İrademiz bilinçaltından zayıf olduğu için sadece irade ile kötü alışkanlıklarımızdan kurtulamayız. O kadar uğraşmasına ve azmetmesine rağmen sigara alışkanlığından kurtulamayan travesti bireylere önerim önce bilinçaltında bırakmaya hedeflenmeleridir. Yoksa ben niye başaramıyorum sorusunu kendinize defalarca sormak zorunda kalırsınız. En basitinden her türlü alışkanlık değişikliği için bilinçaltında kalıplaşmış söylem kalıplarının da değişmesi, bir diğer deyişle bilinçaltının onayı ve işbirliği gerekmektedir. Söz konusu işlem sağlanmadığı sürece, bilincin yeni bir değişiklik yapma çabası, bilinçaltının inançları ile çelişerek, hüsrana uğramaya devam edeceğiz ya da Antalya travestilerinden bir bireyin yaptığı gibi bilinçaltımızı yönlendirmeye inançlarımızdan başlayacağız.

Bilinçaltı ile irade çatıştığı zaman, iradenin yenilgisi kaçınılmazdır. Diyetlerin çoğu orta ve uzun vadede hüsranla sonuçlanır; Sigarayı bırakma girişimleri genelde başarısızlıkla sonuçlanır. Çünkü insanlar değişimleri sadece iradeleri ile sağlamaya çalışırlar. İradelerinin meşrulaştırdığı kararları büyük bir heves, kararlılık ve motivasyonla uygulamaya çalışırlar, fakat bilinçaltlarında yatan ters inancın ve hayallerin ötesine geçemezler. Değişimler bu durumda kısa vadeli olmaya mahkum kalırlar. İradenize kızmayı bırakın ve travesti İclal gibi bilinçaltında değişiklik yapmaya başlayın. Sağlıklı günler dilerim.

Bencil ruhlar

İnsanın yalnız çıkarlarını düşünerek maddi ve manevi kazançlar sağlamaya çalışması bencillik olarak tanımlanabilir. İnsanız sonuçta ve nefsimize hakim olamadığımız bencil, egoist davrandığımız anlar oluyor. Günlük yaşamda bile, kullanılan birçok kelimeden bunların yaşamlarımızı nasıl çepeçevre sardığını, “Ben..” lerin içinde nasıl da kaybolup gittiğimizi görebiliriz. Yeter ki kendimize bakmasını ve görmesini bilelim.“ Ben enayi miyim ki bunca şeyi katlanıyorum? Sabah akşam çalış dur. Hep ver, hep ver ama bize veren yok.” demişizdir bütün travesti bireyler değil mi?z. Ya da uğrunda çok fedakârlık yaptığı bir arkadaşı tarafından terk edilen birisi; “ Bunu bana nasıl yapar? Ben ona her şeyimi vermiştim.” diye şikayet edebilir. Ama hep bir şeyler almak için mi veririz? İşimizde ya da sevgi yaşamımızda hep bir karşılık mı beklememiz gerekir? Sürekli bize mi verilmesini bekliyoruz? Bize verilecek, biz de sadece alacağız? Bu bir ticaretten başka bir şey değildir. Halil Cibran’ın belirttiği gibi “

Sarnıcınız su ile dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?

Dedim ya bencillik insani bir duygu hayvanlarda bitkilerde bencillik olmaz gülün bahar geldiğinde bencil davranıp açmaması düşünülemez bile ama söz konusu insansa ben her şeyi beklerim. Ruhumuz bencillik dolmuş hep ben demekle neyi kast ediyoruz onu bile bilmeden bencil davranıyoruz. Bencilliği bir hastalık olarak niteleyen İstanbul Avcılar travestileri de bu konuda benden farklı düşünmüyorlar. Sanki vermeden aldıkça kesemizi dolduruyoruz oysa doldurduğumuz şey nefsimiz, hırsımız kötülükler ve günahlardan başka bir şey değil. Bizler sadece kendimize karşı mı sorumlu olduğumuzu sanıyoruz? Oysa, insanların birbirleriyle kaynaştığı koskoca bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla her birimiz hepimize karşı sorumluyuz. Her birimiz aynı okulu paylaşan öğrencileriz. Hiç kimse diğerinden pek farklı değil. Aramızdaki ayrılıkları yaratan; “Benim anlayışım, benim görüşüm” şeklindeki bireyselliğimiz yani bencilliğimiz, sadece kendimizi düşünmemizden doğan davranışlarımızdır. Verici olmayı bilemeyişimizden kaynaklanan davranışlarımız bizi kötü insanlar olmaya sürüklerken sadece seyretmeyi seçiyoruz. Veren elin alan elden üstün olduğunu bildiğimiz halde içimizden bir ses bize vermek konusunda uyarıyor. Aslında sanırım kandırılmaktan, aldatılmaktan korkuyoruz. Boş verin bu düşünceleri ya ne de olsa en fazla saf derler ama ya verdikçe büyüyen gönül zenginliği her şeye değmez mi? Saygılarımla travesti İclal.

Harnup

Onlarca yıldır hayatımıza giren akciğerlerimizi zehirlediğimiz sigara, içiyoruz ya da içmek istemediğimiz halde bir türlü onda kurtulamıyoruz. Alışmışız bir kere, bırakamıyoruz. Sevdiklerimiz içiyor, yanından kalkamıyoruz. Yolda yürüyoruz, pöööff bir aracın egzozundan bir duman boşalıveriyor. Alışveriş merkezleri ya da işyerlerinde temiz hava bulmak zor, hele camları yoksa. O hava kaç kere solunmuş kimbilir… Sinemalar da öyle. Liste uzadıkça uzar. Oysa bunun geri dönüş yolu var fakat bu ürün neredeyse hayatımızdan çıktı. Pek çoğumuz adını bile duymadık harnubun yani daha yaygın adıyla keçiboynuzu.

Keçiboynuzunun en önemli özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Tabi sigara içenlerin ciğerlerinin temizlenmesi de bu bitkinin yarattığı harika bir sonuçtur. Uzun yıllar sigara kullanmış olan travesti dostlarıma keçiboynuzu tüketmelerini öneriyorum. Üstelik işe yaradığını da gözümle gördüm. Mesela Ankara travestilerinden bir dostum yaklaşık otuz yıl sigara içtikten sonra bıraktı ve akciğerlerini temizlemek için harnup çayı içmeye başladı. Bir süre sonra ciğerlerinde dumandan eser kalmamıştı. Keçiboynuzu çayının tarifini sizler için kendisinden istedim sağ olsun beni kırmadı. Önce 500 ml suyu kaynatın. 7-8 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırın ve kaynamakta olan suya atın. Hafif ateşte 5-6 dakika kadar kapağı kapalı olarak kaynatın. 15 dakika dinlendirin. Daha sonra keçiboynuzlarını sudan çıkarın. (Bu parçaları istenirseniz yiyebilirsiniz). Çayınız hazır. Kortizon tedavisinden başka çare bulamayan, alerjik nefes darlığı çeken ve yılın belli mevsimlerinde öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatan birçok insanın, Keçiboynuzunu kullanmaya başladıktan daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıkları gözlemlenmektedir. Keçiboynuzu çayınızı size uygun olan şekilde 2’ye ya da 3’e bölerek sabah-akşam veya sabah-öğlen-akşam yemeklerinden önce içebilirsiniz. Akciğerleriniz, temizleme ihtiyacı hissettiğinizde veya soğuk algınlığı ya da grip gibi bir nedenle akciğerlerinizde herhangi bir rahatsızlık olan bir dönemde çayınızı en az bir hafta boyunca içmenizde fayda var. Afiyet olsun. Tüm travesti dostlara şifa olsun. Saygılarımla travesti İclal.

Hayatınla yaşama anlam kat

Herkes kendi için yaşamalı tabi başkalarını da düşünmeli ama ilk önce kendi yaşamını inşa edip daha sonra başkalarınkini düzeltmeye çalışmalı. Zaten yaşama amacımızda bu değil midir? Ben katılıyorum çünkü kendi hayatını ve yaşamak istediğini belirleyemezsen zaten yaşamıyorsun demektir.

Bize bir hayat sunulur ve bu hayat üstünde istediğim değişiklikleri istediğim anda yapma şansım vardır. Bize verilen bu hayata sağlam temelle yani kendimizi gelişime adayarak başlarsak ve yaşamımıza hakim olursak dünyada anlamlı bir eser bırakmışızdır. Bu söze katılıyorum yukarda da belirttiğim gibi yaşamının kontrolü kendi elinde bulunan insan bu dünyaya somut hiç bir eser bırakmasa bile diğer insanlara hiç etkisi olmasa bile yaşayarak dünyaya katkıda bulunmuştur ve yarar sağlamıştır. Yaşam zaten farkındalığın ölçüsüyle gerçekleşen bir olgudur. Fark edip yolumuza devam ettiğimiz sürece yol alabiliriz. Kendi yaşamımızı inşa etmek için iç dünyamızda yapacağımız içsel yolculuk sürecini tamamlayabilmek de yaşamımızı inşa etmemize yardımcı olur. Bir insan hayatını ancak kendisi mahvedip kendisi yenileyebiliyor. Sizden başka kimsenin buna gücü yetmiyor. Dostoyevski budala’yı yazarken “niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır” demiştir. Hayatının en önemli anlarından biri olan bu kitap yüce bir amaca iştirak etmiştir:”güzel bir insanı anlatmak”.güzelliğin her türlü duygu karmaşasıyla sarmalanması ona bir değer biçer. Yani insan tutkusundan geberene kadar aşık olsa, en acımasız hastalıklara musallat olsa, başkalarını kandırsa, yalan söylese, hırsızlık yapsa, hikayeler anlatsa, şiirler,mektuplar yazsa vb. kendini tanımlamaya başlar.bu bitmeyen başlangıçlar güzel insanı ortaya koymaya başlar.Hayatta güzel insan olmak bizim elimizde tıpkı bu hayattan memnun ayrılmak ya da bedbaht olmak gibi.Benim gibi düşünen sayısız travesti birey olduğunu biliyorum. Onların da tek istediği Ankara, İstanbul, İzmir ya da ne bileyim ücra bir ilimizde yaşayan travesti birey olsun tek istediği güzel bir hayat ve bunu yaşayabileceği güzel bir dünya hedefidir.

Hayatınla yaşama bir anlam kat ve bunun için kendine bir hedef belirle belki hedeften biraz saparsın ya da sapmak zorunda bırakılırsın ama emin ol hedefe giden her adım seni mutlu edecek. Sevgilerimle travesti iclal.

Türk Müziği dinlemenin faydaları

Türk Müziği oldum olası dinlemekten çok hoşlandığım bir tarzdır. Gerçi ben kulağa hoş gelen her türlü müziği dinlerim ayrım yapmam ama tercihim her zaman kendi kültürümüzden doğmuş olan müziktir. Şimdi müzik ruhun gıdasıdır sözünü destekleyen yeni bir bilgi öğrendim. Ben yeni öğrendim ama  Osmanlı bundan yıllar önce akıl hastalarını bu dinlendirici ve iyileştirici müzik sayesinde tedavi etmişler. Hani şu çok özendiğimiz Avrupalılar delileri öldürürken biz tedavi ediyormuşuz. Medeniyetteki noktamız onlardan çok ilerideymiş yani, oysa şimdi unuttuk bunları popla cazla, fantezi müzikle depresyona girip ilaca sarılıyoruz.

Mesela rast makamı, kemik ve beyne etkilidir. Fazla uyumayı engeller. Nabzın yükselmesine yardımcı olur. Akıl hastalıklarına iyidir. Koyun bir rast makamı müzik arkanıza yaslanıp dinleyin ne dert kalır, ne de kasavet değil mi? Irak makamı, kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Menenjit, beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır. Omuz, kol ve ellere etkilidir. Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir. Lezzet verir, düşünme ve kavrama konusunda etkilidir. Korku gidericidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır. Öğleden sonraları benim de tercihim olan bir makamdır. Yıllar önce sesi çok güzel olan bir travesti dostumun sesi hala kulağımda ah keşke yanımda olsaydı da söyleseydi bir makam ama maalesef İstanbul’un keşmekeşliğinden kaçıp çoktan Bodrum’a yerleşti. Şimdilerde emekli olanlar, büyük şehirlerden sıkılanlar yazlık mekanlara, şehirlere özellikle de Muğla civarına kaçıyorlar.

Ah ne yapalım belki bir gün biz de kapağı atarız o taraflara doğru her neyse devam ediyorum. Isfahan makamı, Ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu özelliği vardır. Ense, boyun, omuzlar ve sol dirsek için etkilidir. Güven hissi, uyum sağlama, hareket yeteneği, zihin açıklığı, gönül yenileme, düzgünlük verme, zekayı açma ve hatıraları tazeleme özelliği vardır. Özellikle ders çalışırken ya da aklınızda tutmanız gereken bir şeyi hatırlamak için bu makamı dinleyebilirsiniz. Zirefkend makamı, Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunca faydalıdır. Beyinle ilgili ağız çarpılmasına, kalp, ciğer, göğüs, kalça ve sağ omuza etkilidir. Şimdi bana sormayın bu son yazdığım makamı bende yeni duydum bu adı ama gerçekten böyle bir makam var araştırın bulun, dinleyin. Saygılarımla travesti iclal.